Sıradan Hayat. Faydasızlık. Milyonerler Ay bulutlarn arasına girmiş, tüm görüş alanı saatte 140 km hızla kullandığı mustangin birisi hafif kısık farlarından ibaret kalmştı. Aşırı derece sıktığını farkettiği direksiyonu rahat bırakırken kıravatını gevşeterek aynı rahatlığı kendisini de verdi. Virajı dönmenin rahatlığıyla, yan koltuğunda duran çantanın varlığından emin oldu. Gözünü tekrar yola çevirirken muazzam bir ışık huzmesi gözlerinin kontrolden çıkmasına neden oldu, ışığın sahibi herneyse ona çarpmamak için direksiyonu idareten orda duran çitlere doğru kırdı.
Hiç te öyle film şeridi görecek kadar vakti olmamıştı. Arabanın yanına inen ve daha çirkin olan ikinci adam, ölü bir yüzle ilk defa karşılaşmıyordu ama ilk defa bu kadar çok parayı bir arada görmüştü. Biraz zorlansa da cesedi çanta ebatlarına getirip gömmeyi tamamladı. Sabah kalkamadığında, bardağın içi boş ve tavana bakıyordu. Zayıf ve yaşlı adamın elinde çanta, karısının elinde 1. sınıf viski resepsiyonda buluştular. Yakarış. "Hiçbir şey sonsuza dek sürmez, hatta soğuk Kasım yağmuru bile. " …Her şey sona varır. Hoşçakalın. Blog’umun son post’u bu. Güzel bitsin o halde, ha? “Ah minel aşk ve minel garaib.” Aşktan ve gariplikten. "Daha önce çok kez söz verip, yapmadığından olsa gerek. " Dün bir arkadaşımda kaldım. Açtım, Deniz Teyzeydi. Artık annem arayıp “Bizim oğlan intihara meyilli son günlerde Deniz Hanım, bir kolaçan et” mi dedi yoksa Deniz Teyze hep dediği gibi beni harbiden oğlu gibi mi görüyor bilemiyorum. Garip şeyler yaşıyorum lan.
Necessiteuse: Vincent Van Gogh, Almond BlossomVan Gogh bu resmi, çok sıkıntılı ve bunalımlar içerisinde geçen hayatının sonlarına yaklaşırken, yeğeninin doğumu şerefine yapmış. (via degeriyok-deactivated20131016) Pekala, bir şeyi netleştirelim: “Yalnızlık nedir?” Bu soruya tamamen kendim üzerinden cevap vereceğim; çünkü yalnız olmadığıma dair çok fazla uyarı alıyorum. Bok varsın. Yalnızlık benim için tam olarak şu: Birine ihtiyacım olduğunda arayacak kimsenin olmaması. Sikeyim. Yazı - Tura. Barika'nın kuyusu. Johnny Panik. Algoritma geliştirmeye dair oldukça ilginç bir problem vardır: Knight’s Tour. Problem satrançta bir atın her haneden bir kez geçmek şartıyla tüm satranç tahtasını gezmesinin nasıl başarılabileceği üzerine kuruludur. Akla ilk gelen çözümlerden biri back-tracking uygulamak olmuştur. Back-tracking, bir hanede duran atı sondan başa hareket ediyormuş gibi düşünerek problemi çözmeyi amaçlar.
Fakat back-tracking bir brute force yöntemidir, tüm olasılıkları değerlendirme temelli bir deneme yanılma denebilir. 8x8’lik bir satranç tahtası için yirmi altı trilyondan fazla olasılık olduğu göz önüne alınırsa algoritmanın ne kadar karmaşık olduğu anlaşılabilir. 1800’lerde Wansdorff Algoritması sezgisel bir yaklaşımla bu problemi olabilecek belki de en basit yöntemle çözer. Wansdorff Algoritması’na göre atın bir sonraki gideceği yer, ilerleme sayısı sıfır olmayan ama en az olan hane olmalıdır.
İlerleme sayısı ise o haneden direkt olarak hareket edebileceği hanelerin sayısı anlamına gelir. Yine bekler. Dağhan Irak. 13 Melek. Papazın Çayırı.